Röp: Rene Stauffer / Ekim 2001
POPÜLARİTE
Medya'nın karşısında çok dikkatli olmaya çalışırım. Bugünlerde çevremdeki
pek az insana güvenmek zorundayım. Medya'dan birine birşey söylediğinizde
bunun farklı şekillerde yansıtılabileceğini bilmelisiniz. Tabii uç bir
örnekte medya insanarı çok daha çabuk yıpratıp, yargılıyor.
Yapı olarak pek çoğunun düşündüğünden çok daha insanlara açık bir insanım.
Özellikle tenis dışındaki yaşamımda. Açıkçası daha gençken neyi söyleyip,
neyi söylememem gerektiğini tam olarak bilemiyordum. Gençken bazı şeyleri
bilemiyorsunuz, bu tip şeyleri öğrenmeniz için deneyim yaşamanız lazım.
2 yıl önceki Fransa Açık finalinde yaptıklarım benim için çok öğretici
oldu. O günden beri kendimi çok değiştirdim.
İMAJ
Sık sık insanların benim nasıl bir insan olduğunu anlamadıklarını düşünürüm.
Her insana karşı samimi olamam. Bazıları bunu haketmiyor. Aslında gerçekten
sıcak ve canayakın bir insanım. Saygımı ve güvenimi kazanmak şartıyla
tabii ki. İnsanları nasıl olduğunu anlama konusunda oldukça yetenekliyim
diyebilirim. Genellikle iki-üç cümle nasıl bir insanla karşı karşıya
olduğumu açıklar. İnsanlarla çok fazla konuşmaktan da hoşlanmıyorum.
Biraz sert bir tavır belki ama, bu böyle olmak zorunda. Dünyanın pek
çok ülkesinde farklı insanlarla bir araraya gelince, insanlara bakış
açınız daha olgunlaşıyor. Annem vve Mario'yla tabii ki pek çok konuda
konuşuruz. Önerileri genelde tutarım, aksi taktirde kariyerinizi uzun
süre bayanlar tenisinin zirvesinde olacak şekilde sürdüremezsiniz.
İDEAL BİR GÜN
Spor hayatımın büyük bir parçası. Tenis oynamaktan mutluyum. Genelde
saat 8:00'de kalıp kahvaltımı yaparım. 9:30 gibi de korta çıkıp iki
saat kadar idman yaparım. Öğlede sonra birazz dolaşırım. Belki sinemeya
veya alışverişe giderim. Müzik, sinema ve modada son gelişmeleri yeterince
takip ederim. Bir şey alacaksam genelde Roma veya Paris'i tercih ederim.
Çünkü orada yaptığınız alışveris pek çok açıdan farklı oluyor. Japonya'da
olduğumda da mutlaka elektronik marketlere giderim. Örneğin geçen Japonya'dan
bir tane DVD'li bir bilgisayar aldım. Film izlemek için.
YOLDA
Bence insan kendini nerede hayal ederse, orada mutlu olabilir. Avustralya
ve Sydney'i çok seviyorum. Aslında her şehir, kendi şartlarında güzeldir.
Trubbach'a ve Zurich'e geri dönmeyi de çok seviyorum. Sevdiğim yerler
genelde bildiğim ve arabamı kullanabileceğim yerler oluyor! Araba kullanmayı
çok seviyorum. Zaten bir Porsche'unuz varsa, mutlaka seversiniz. Bazen
otobanda 120 km hız yaptığım bile oluyor. Amerika'da yollar çok uzak
oluyor ve daha yavaş kullanıyorsunuz. Oysa ki İsviçre'de hem yollar
daha düzgün, hem de mesafeler uzak değil. Amerika'da yarım saatte alacağınız
yolu yerine göre 4 saatte alıyorsunuz. Genelde yüksek sesli müzik dinlerim
arabamda. Eğer tek başımaysam şarkıyı bile söylerim.
TURNUVA DIŞINDA
Eğer bir veya ikinci turda elenmişseniz, bir sonraki turnuvanın hazırlığı
aradaki günleri kaplıyor. Cumartesi veya Pazar'a sarkmışsa, zaten vaktiniz
olmuyor. Eğer Florida'daysam bu oldukça iyi. Havuza veya saunaya giriyorum.
Zira hava hep güzel oluyor.
AİLE
Yaşım çok ilerlemeden evleneceğim. (Editör'ün notu:"Furkan'la...").
Elbette bir insan için gelinlik giydiği gün oldukça özeldir. Kocam çok
güveneceğim biri olmalı. Herkes gibi bende oldukça rahat bir yaşam istiyorum.
Aynı zamanda bir veya iki çocuk da isterim. Bunların hepsini tenisten
sonra yapacağım, ama çok geç değil. Annem beni 23 yaşındayken yapmış
ve oldukça genç olduğu için aramızda oldukça iyi bir iletişim var. Onunla
herşeyi konuşmak benim için çok önemli.
ATLAR
Bu yaz Çek Cumhuriyeti'ne gittiğimde bir kez ata bindim. Ancak oldukça
yorgundum ve akşam üstüydü. Oldukça mutlu oldum. Atlarımda daha çok
vakit geçirmek isterim ama bu pek mümkün değil.
OLGUNLUK
İyi veya kötü pek çok aşamayı geride bıraktım. Benim için bir turnuvada
ilk turda elenmek bir başarısızlık değildir. Kaldı ki hemen her hafta
final veya yarı final oynuyordum. Geçen yıl (2000'i kastediyor) 9 turnuva
kazandım ve bana sorarsanız, hiç fena değil!
ANNE
İlişkimizde küçük bir değişiklik yaptık. Key Biscayne turnuvası sonrasında
yılın geri kalan kısmında kendi sorumluluğumu üzerime almayı ben istedim.
Kendi ayaklarım üzerinde durmayı öğrenmek için. Otel odalarını kendim
ayırttım, uçak rezervasyonlarımı kendim yaptım, ve bu gibi şeyler. Hiç
bir zaman problemim olmadı. Gerçekten o yokken turnuva kazanamadım.
Ancak umulduğu gibi kötüye de gitmedim. Berlin'de beklediğimin üzerinde
verim aldım mesela. Amelie Mauresmo karşısında (yar final maçıydı) ilk
seti kazanmama rağmen, bu maçı kort dışında beni etkileyen pek çok şeyden
dolayı enerjimi yitirdiğimden kaybettim.
MODEL KİŞİLİK
Chris Evert, tenisi bıraktıktan sonra da beni etkilemiştir. Navratilova
sadece bir sporcuyken, o ayrıca gerçek bir Lady gibi olmuştur hep. Her
zaman akıllı ve ustaca oynuyordu. Hiç şüphesiz, bayan tenisi çok değiştirdi.
<br>İnsanlar bana benim oyunumun çok rastlantısal ve basit göründüğünü
söylüyor. Tamam, belki tam anlamıla istediklerimi yansıtamıyorum oyuna,
ama sert ve çok güçlü servisleri olan kızlara karşı oynayıp kazanıyorum.
Dünyaya diğerlerinin güçlü silahlarına karşı da kazanabildiğimi göstermekten
mutluyum.
WHO (DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ)
WHO ile FED Cup için 1996'da Jakarta'ya gittiğimde ilk olarak işbirliği
yaptım. Her yıl yapılan US Open Arthur Ashe Çocuk Günü'nde onlara katılırım.
Onlarla Nepal ve Kolombiya'ya gittim. Oldukça güzen anlardı benim için.
WHO için yaptıklarım belki okyanusta bir damla gibi kalıyor ama, umarım
yaptıklarım bazı insanlara bu organizzasyona yardıma daha özendirir.
İÇECEK:
B52's severim. Bailey'le veya bir likörle Grand Mariner de iyi olur.
Virgin Pina Colada da severim ama, çok alkollü değil. Akşam yemeğinden
sonra belki bir iki yudum alırım. Ancak, gerçekten özellikle viski ve
sert alkol'den hoşlanmıyorum.
SİNEMA:
Matt Damon ve Brad Pitt bence mükemmel iki aktör. Jodie Foster'ı da
severim. Good Will Hunting'in izlediğim diğer filmlere oranla çok iyi
bir film olduğu kanısındayım. Bir başka sevdiğim film de "Contact"
olmuştu.
MÜZİK:
Çok değişik müzik türlerini dinlerim. Bu sıralar soft rock'tan hoşlanmama
rağmen, Amerika'da genellikle Country ve Rap dinliyorum. CEline Dion
ve Sinead O'Connor genelde tercihlerim. Bazen turnuvalarda CD'lerimi
yanıma alıyorum. Genelde daha sonra bu CD'leri elime aldığımda onları
hep öyle hatırlıyorum: Berlin'de dinlenmiş CD, Roma'da dinlenmiş CD,
Avustralya'da dinlenmiş CD gibi...
YEMEK:
Kendimi bildim bileli restoranlarda yemek yiyorum. Gittiğimde mutlaka
önce bir dilim tereyağlı ekmek yerim. Sonra, sevdiğimi yemekler genelde
Japon ve Çin mutfağından. Meyve ve sebze de severim. ve tabii ki Swiss
Schoggi (bir İsviçre çikolatası). Çöle gittiğimde bile, bunun için bana
bir kaç saniye vermelisiniz!!
İNTERNET:
Eğer surf yapıyorsam genellikle spor sayfalarında son gelişmelere bakıyorum.
Bazenbana yapılmış fan sayfalarında rastgele dolaştığım da oluyor. Geçen
yıl kendi resmi sitemle çok uğraşıyordum. Fan'larla chat falan... Ama
bu yıl pek boşluk bulamıyorum. Bunun dışında E-Mail'i çok pratik bulduğumu
söyleyeyim. Benim için WTA Tour ve diğer şeylere ulaşmamda oldukça yardımcı
oluyor.
|