Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Untitled Document

 

ONU NASIL TANIDIM?

Martina'yı ilk gördüğüm günü dün gibi hatırlıyorum... 2 Temmuz 1996 günü TV'de rastgele zapping yaparken spikerin '16 yaşındaki genç tenisçi Graf karşısında gerçekten çok iyi mücadele etti'sözüne takıldığımda prensesi de ilk olarak görmüş oluyorduk hayırlısıyla... O günden sonrasını anlatmayayım daha iyi. Derenin altından ne kadar su aktı bir bilseniz! Artık O tarif edilemez yeşil gözleri olan inanılmaz güzellikteki genç kız mahfetmişti beni. Fazla girmeyeyim bu konulara... 30 Eylül 1980'de Kosice'de doğan bu tatlı kız 14 Ekim 1994'te profesyonelliğe adım attığında bir çok kişi Martina'nın annesi Melanie Molitor'u eleşirmişti. Yaşı çok küçük olan bir (tabiri caizse) kızcağızın devler arenasında eriyip gideceği konuşuluyordu. Ama hiçkimse Martina'nın doğuştan gelen yeteneğini bilmiyordu o zamanlar. Ama O tenis dünyasının en iyisi olacağını 1997'den itibaren kazandığı 5'i grand slam toplam 24 turnuvayı kazanarak gösterdi.Özellikle finalde kaybettiği Fransa Açık'99 finalinde yaptığı agresif hareketlerle 'şımarık'ithamlarına maruz kaldı. (Hemen belirteyim Fransa finalindeki hareketlerini ben de tasvip etmiyorum) Ama şunu belirteyim o kesinlikle şımarık değil (en azından Kournikova kadar) bilakis çok centilmen. Ama tek bir kusuru var: Kaybettiğinde ortaya çıkan agresifliği... Herşeye rağmen O hala en azından benim açımdan çok tatlı ve nazik biri.
MARTİNA! EĞER SEN DÜNYANIN EN GÜZELİ DEĞİLSEN BEN KESİNLİKLE GÖRME ÖZÜRLÜYÜM!!!

Hingislover - 25 Ağustos 1999

BİR ADET MEYDAN OKUMA!

1996'nın Temmuz'unda tutulduğum bu kızdan ayrılacağımı hiç sanmadığımı söylediğimde bana deli damgasını vuranların tamamı rezil oldu. Bunu neden söylüyorum? Megalomanlık olsun diye değil. Sadece beni tanımayan, yüzyüze görüşmeyen insanlar "Nasıl bir aşık" olduğuma oturdukları yerden karar vermesinler diye!
Geçenlerde hocalarımdan biri (saygılar hocam, ama bitti olayınız!) "Oolum sen manyak mısın? Senin gibi milyonlarca çocuk varken nasıl farklı olduğunu söylersin?" demişti. Cevabı gayet basit hocam:
-"Farklılık, ispat ister."

Eğer içinizden aşağıdakilerin tamamını yapabilen çıkarsa (benim gibi) kendisini seve seve rakip olarak kabul edeceğim:
1. Kız arkadaşından ayrılıp, sırf Martina var diye teklifleri geri çevirmek.

2. Çevredeki insanların kendisine saygı duynasını sağlamak.

3. Kendisini gören herkesin "Geçen Martina'yı TV'de gördüm,hemen sen aklıma geldin" demesi. Veya sözkonusu kişiyle "Martina nasıl?, İidir,naapsın" muhabbetinin geçmesi.

4. Sınıf gibi bir ortamda ona imada bulunanlara ağız dolusu küfür edip halihazırdaki herkesin ağzını açık bırakmak!

5. Güzel olduğu aşikar olan tüm kızlara "en gıcık, en lanet olası kimliğine bürünüp" öyle davranmak ve kendinden tiksindirtmek.

6. Denise Richards'ı görüp "Of anam" dedikten sonra, "Allahım ben ne diyorum" deyip Martina'nın resmini öpmek ve 180 derece dönüp "Fuck You Denise!" diyebilmek.

7. Çevresinde konuşmadığı insanlarının çoğunun Martina'ya laf söylemekten sabıkalı olması.

8. Karşısında çılgınlar gibi resmi öpülen bir Martina yüzünden sara belirtileri gösteren kız sayısının hayli kabarık olması!

Ne diyorsunuz? Hala benle yarışmak konusunda ısrarlı mısınız? Bence şöyle bir başınızı kaldırın ve çevrenize bakın. Hayat devam ediyor ne güzel, değil mi? Bakın Burcu(ya da Aylin,her neyse...)da orda.Hadi hemen gidin,hadi!

Bir de psikopat özentileri var tabii. "Hemen onu bırak,yoksa oyarım","Defol git lan!" diye başlayan mesajlarını okuyanların "Aman Allahım, ne korktum!" diye reaksiyon gösterdiği kişilerdir bu zat-ı muhteremler. Onlarla ilgili özel bölüm açmam lazım aslında. Ama söyleyeceklerimi iki kelimeye indirgeyip buraya sıkıştırmayı uygun görüyorum: Fuck Off!